bebekizi logo
Bebek Sağlığı ve Çocuk Gelişimi
abone ol YUMURTALIKTAN (OVARYUM) SALGILANAN HORMONLAR
23 şubat 2008, enver bey tarafından, Anatomi ve Fizyoloji kategorisine eklendi.
Yumurtalıktan belli dönemlerde belli hormonlar salgılanır. Bunlar "Östrojen", "Progesteron", "Androjen" ve "Re-laksin"dir.

ÖSTROJENLER; Östrojenler, kadının asıl cinsiyet hormonudur ve salgıladığı asıl doku yumurtalıklardır (ovaryum). Bunun dışında böbreküstü bezinden ve plasentadan (son, eş) da östrojen salgılanır.
Östrojenler kimyasal yapı olarak "Steroid'lerdir ve ön maddeleri asetat ve kolesteroldür. 17-Beta-Östradiol, Östriol ve Östron olmak üzere başlıca üç çeşit östrojen bulunur. Yukarıdaki çizelgede, asetattan östrojenlerin üretilme aşamaları özetlenmiştir: Östrojenler karaciğerde metabolize edilirler ve bir bölümü safrayla, bir bölümü de idrarla vücut dışına atılır. Östrojenlerin salgılandığı asıl yapı yumurtalıklardaki foliküllerdir. Foliküllerin "Te-ka interna" tabakasındaki hücreler ve "Zona granüloza" tabakasındaki granüloza hücreleri östrojen salgılarlar. Ancak granüloza hücrelerinin asıl salgısı progesteron hormonudur. Teka internadaki hücreler hazırlanan bu progesteron-dan östrojenleri üretebilirler. Östrojen salgılanması için gerekli uyarı, beynin "Adenohipofiz" bölgesinden salgılanan "Folikül Stimulan Hormon" (FSH) aracılığıyla kan yoluyla yumurtalığa (Ovaryum) gelir. FSH salgılanması ise beynin "Hipotalamus" bölgesinden salgılanan "Folikül uyarıcı hormon serbestleştirici faktör" (FSH-RF) adlı bir hormon tarafından uyarılır. Kandaki östrojenler belli bir düzeye eriştiğindey-se FSH-RF salgısı ve buna bağlı olarak da FSH ve dolayısıyla östrojen salgısı azalır. Östrojen azal-dığmdaysa FSH-RF salgısı artar. Böylece vücutta uygun bir östrojen dengesi sağlanır. Östrojenlerin geniş bir etki alanları vardır; bunları ayrı ayrı inceleyelim. Fallop borularına etki: Östrojenler fallop borularının iç yüzeyini örtmekte olan silialı epitel hücrelerinin silia hareketlerini çoğaltır, borulardaki salgıyı ve buradaki kasların kasılabilme yeteneklerini arttırır. Bütün bu olaylar ise fallop borusuna giren yumurtanın (Ovum), erkek cinsiyet hücresiyle (Spermadit) birleşme olasılığını yükseltir. Rahime (Uterus) etki: Östrojenler rahimin iç yüzünü örten "Endometrium" tabakasının kalınlaşmasına, kan damarlarının ve salgı bezlerinin büyüyüp çoğalmasına yardım eder. Östrojenler rahim kaslarının (Miyometrium) kasüabilme yeteneklerini çoğalttığı gibi, onların "Oksitosin" hormonuna  olan  duyarlılıklarım  da  arttırır.


Oksitosin hormonu doğum olayı ya da cinsel birleşme sırasında rahim kaslarını, emzirme sırasında ise süt kanalları çevresindeki düz kasları kasılmaya yöneltir.
Östrojenlerin etkisiyle rahim boynundaki (Cervix uteri) salgı bezlerinden elastik, saydam bir mukus salgılanır. Bu mukus kuruyup, mikroskopla incelendiğinde "Fern-like" denilen ve eğreltiotu-na benzeyen bir görüntüye sahiptir. Bu görüntü vücuttaki östrojen egemenliğinin kanıtıdır. Vaginaya etki: Östrojen etkisiyle vaginanm iç yüzeyini örten mukoza tabakası kalınlaşır. Buradaki hücrelerin glikojen yoğunluğu artar. Büin-diği gibi bu glikojenin vaginada normal olarak bulunan "Döderlein basilleri" tarafından laktik asitle parçalanmasıyla, vaginanm içi hafif asit bir ortama dönüşür. Bu asit ortam ise vaginayı bazı mikrobik hastalıklara karşı korur. Vulvaya etki: Östrojenler ergenlik çağında büyük ve küçük dudakların ve klitorisin büyümesini -ağlarlar.
Meme dokusuna etki: Östrojenler süt kanallarının çoğalıp gelişmesine neden olurlar- Ancak sütün asıl hazırlandığı süt bezlerinin oluşmasını sağlayamazlar. Bunun için progesteron ve laktotrop hormon (LTH, Prolaktin) adlı iki ayrı hormonun etkisi gereklidir.
Genel etküer: Östrojenler kemiklerin olgunlaşmasını hızlandırırlar. Bu da kızların daha hızlı boy atmalarına ve erkeklere oranla daha kısa olmalarına neden olur.  Özellikle leğen (Pelvis) ve omuz kemiklerini etkileyip, deri altına daha fazla yağ birikmesine yol açarlar. Böylelikle omuzların dar, kalçaların geniş ve yuvarlak olmasını sağlayarak dış hatların kadınsı görünüme dönüşmesini sağlar. Koltukaltı ve pubis kıllarının gelişmesinde de östrojenlerin önemli katkısı vardır. Östrojenlerin merkezi sinir sistemini de etkileyerek, kadınsı davranışların gelişmesine yol açtıkları düşünülmektedir. Östrojen fazlalığı vücutta tuz ve su tutulmasına da yol açar. Tiroit ve böbreküstü bezi hormonlarının kanda taşınmasını sağlayan bazı özel proteinlerin karaciğerdeki üretimleri östrojen etkisiyle çoğalır.

PROGESTERON: "Progesteron", menstü-rasyon devrinin ikinci yarısında yani yumurtlama (Ovülasyon) sonrası dönemde, yumurtalıktaki (Ovaryum) korpus luteumdan salgılanan bir hormondur. Bu hormonun çeşitli etkilerinin tek bir amacı vardır. Bu da olası bir hamilelik için kadın organizmasını ve özellikle rahmi hazırlamak ve eğer gerçekleşmişse hamileliğin sürdürülmesini sağlamaktır. Kimyasal yapısı bir "Steroid" olan progesteron, korpus luteumdan başka "Plasenta" ve "Böbreküstü bezf'nden de salgılanır. Progesteron kanda büyük ölçüde proteinlere bağlı olarak taşınır. Bunlar arasında en çok "Cortirosteroid-binding globulin" (CBG) adlı proteine bağlanır. Progesteronun vücuttaki metabo-lik (Kimyasal) yıkımının ürünü "Pregnanediol" idrarla atılır. Bu yıkım özellikle karaciğer hücrelerinde gerçekleştirilir. Rahmin (Uterus) en iç tabakasını oluşturan "Endometrium", östrojen hormonunun etkisiyle kalınlaşır. Progesteron ise endometriumu, döllenmiş yumurtayı ve ceninin ilk hücrelerini barındırabilecek bir yeterliliğe ulaştırır. Endometriumdaki kan damarları ve salgı bezleri çoğalır. Bu bezlerden, karbonhidrattan zengin bir salgı salgılanır. "Rahim sütü" (Uterine mile) denilen salgının, rahime yerleşmekte • olan ceninin ilk hücrelerini (Blastüla) plasenta oluşuna kadar beslediği düşünülmektedir. Progesteron hormonu bir diğer etkisiyle de rahim kaslarının kasılmalarını önler, bu kasların "Oksitosin" hormonuna olan duyarlılıklarını azaltır. Böylece düşük olayını engeller. Rahim boynunda (Cervix üteri) hazırlanan mukus salgısı progesteron hormonunun etkisiyle yoğunlaşır, spermiumlara geçirgenliği azalır. Progesteron bazal metabolizmayı artırarak, vücut ısısının yaklaşık 0.5-1 °C kadar yükselmesine neden olur. Bu yükselme kadında yumurtalamaya (ovülasyon) bir kanıt olabilir. Vücut ısısındaki bu yükseklik, genellikle menstürasyon devrinin ikinci yarısından adet kanamasına (menstürasyon) kadar sürer. Ancak süt üretimi hipofizden salgılanan prolaktin (Laktrop hormon, LTH) adlı hormonun etkisiyle gerçekleşir.Profesteron prolaktinin bu etkisini engeller.Böylece doğum olayı gerçekleşene kadar, memelerin büyümesine karşın, süt üretiminin gerçekleşmemesini sağlar. Doğumla birlikte, anne plasentası da atılacağından, hamileliğin büyük bir bölümünde en önemli progesteron kaynağı çok azalacaktır. Böylece prolaktin hormonunun etkisi serbest kalarak süt üretimi başlar.
Yumurta (oyum) atıldıktan sonra, yumurtalıkta (ovaryum) kalan folikül kalıntılarının "Korpus luteuma" , dönüşmesini, beynin hipöfiz bezinden salgılanan "İMein'izan hormon" (LH) adlı bir hormon sağlar.
Korpus luteumdan da, bilindiği gibi, progesteron salgılanır. Beynin hipotalamus bölgesinden salgılanan Luteinizan Hormon Serbestleştirici Faktör" (LH-RF) adlı bir hormonsa LH salgılanmasını uyarır. Vücutta progesteron hormonunun artmasıyla, LH-RF salgılanması azalır ve böylece vücutta hormonlar arası bir denge kurulur. Bu dengelerin oluşum biçimini aşağıda görüyoruz:


Bilindiği gibi yumurtalıktan (ovaryum) östrojen ve progesteron hormonları salgılanır. Bu hormonların salgılanması için her ay bir fohkülün içindeki yumurtanın olgunlaşma sürecine girmesi, daha sonra da yumurtlama (Ovülasyon) olayının gerçekleşmesi gerekir. Eğer vücuda dışardan östrojen ve/veya progesteron verilecek olursa, GnRF salgısı buna bağlı olarak da FSH ve LH salgısı azalır. FSH ve LH salgısının azalması, yumurtalıktaki fohkülün ve yumurtanın olgunlaşmasını önler. Böylece ovülasyon (Yumurtlama) görülmez. Bu mekanizma doğum kontrol haplarının (Oral kontraseptivler) hamileliğin önleyici özelliklerinin kaynağını oluşturur.

ANDROJEN HORMONLAR: Yumurtalık (ovaryum) "Dehidroandrosteron", "Testosteron" ve "Androstenedion" gibi etkili (Erkekleştirici) hormonlar salgılayabilme yeteneğini de gösterir. Bu gibi hormonlar böbreküstü bezinden de salgılanır. Ancak kadında östrojen hormonu egemenliği ön planda olduğundan, androjen hormonların etkisi görülmez. Eğer özellikle böbreküstü bezinde aşırı androjen salgısına yol açan bir tümör varsa, kadında bazı erkeksi bedensel değişiklikler gelişir. Bu olaya "Andrenal virilizm" denilmektedir.

RELAKSİN: Relaksin birçok memeli hayvanda bulunan polipeptid yapısındaki bir hormondur. Yumurtalıklardan (Ovaryum) salgılanan bu hormonun, rahim boynunu ve pelvis dokularını biraz gevşeterek doğum olayını bir ölçüde kolaylaştırdığı düşünülmektedir.




yorumlar
Site Haritası
Bebekizi.com © 2008 - Tüm Hakları Saklıdır. Şifremi Unuttum - İletişim - Sitene Ekle - UNICEF - Tedavin - Gizlilik
Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz.
Exchange Links - Directory - Resources - Link Exchange - WEB Directory
RSS yazılar RSS galeriler