bebekizi logo
Bebek Sağlığı ve Çocuk Gelişimi
abone ol KADIN HASTALIKLARININ BELİRTİLERİ
03 mart 2008, enver bey tarafından, Kadın Hastalıkları kategorisine eklendi.
Kadın üreme organlarına ilişkin hastalıkların belirtileri, diğer bir deyişle kadında yol açtığı yakınmalar başlıca 4 çeşittir: 1 Ağrı 2. Kanama 3. Akıntı 4. Karın büyümesi.
Bu belirtilerin bir ya da birkaçı birlikte bulunabilir. Bu belirtiler tüm kadın hastalıklarının ortak belirtileridir. Yapılan muayene yöntemleriyle bu yakınmalara yol açan nedenler ortaya çıkarılarak tedavi planlanır. Şimdi sırayla bu belirtilere hangi kadın hastalıklarının yol açabileceğini kısaca gözden geçireceğiz.
1. AĞRI; Ağrı, hemen her tür hastalıkta ortaya çıkan ve teşhis açısından büyük önem taşıyan, şiddeti kişilere göre değişen sübjektif bir histir. Ağrının niteliği, yeri ve zamanı hastalıkların özelliğine göre farklılık gösterir. Ağrı nitelik açısından, itici, oyucu yakıcı, yırtıcı, kesici karakterde olabilir. Yer olarak da, karın bölgesinde, kasıklarda ya da belde olabildiği gibi yaygın da olabilir. Ağrı zaman olarak da farklılık gösterir, sürekli olabildiği gibi, belirli hareketlere bağımlı da olabilir.
Kadın üreme organlarına ilişkin ağrılar karın, kasık ve bel ağrıları biçiminde ortaya çıkan önemli bir bulgudur. Yaklaşık olarak 3 kadından birinde ağrı yakınması vardır. Ancak bir kadının çok" şiddetli, dayanılmaz olarak yorumladığı bir ağrıyı başka bir kadın daha hafif olarak hissedebilir. Veya birinin ağrı olarak hissettiğini diğer bir kadın hissetmez. Bu tümüyle kişinin yapısıyla, ağrıya dayanıklılığı (ağrı eşiği) ile ilişkilidir. Bu nedenle sadece ağrı yakınması olan bir kadında ağrı nedenini ortaya çıkarmak her zaman pek kolay değildir. Ancak bir olayın tam "ağrı" olarak değerlendirilmesi için bazı kriterlerden yararlanılabilir. Ağrının bir yakınma olarak kabul 'edilebilmesi için, günlük aktiviteyi aksatması ve gece uykudan uyandıracak nitelikte olması gereklidir.
a) Karın bölgesindeki ağrılar: Kadın hastalıklarında önemli bir yeri vardır. Hekim tarafından ayrıntılı olarak değerlendirilmeli ve asıl ağrı bölgesi aşağı-yukarı saptanmalıdır. Karın içinde bulunan tüm organların ve üreme organlarının akla gelen her tür hastalığında "karın ağrısı" bir haberci olabilir.
Karın bölgesini, göbekten geçen yanlamasına bir hat ile üst ve alt olmak üzere ikiye ayırabiliriz. Genellikle göbeğin altında kalan, alt bölge ağrıları üreme organlarına aittir. Ancak istisnalar pek az değildir. Örneğin uterus ve ovaryumlara ait büyük tümörlerin neden olabileceği ağrılar göbek üstü bölgede de hissedilebilir. Göbek altında kalan bölgeyi de üç ayrı bölgeye ayırmak mümkündür. Bunlardan biri, göbek hizasında olan orta hat, diğerleri de onun sağında (sağ alt kadran) ve solunda (sol ait kadran) kalan bölgelerdir.
Orta hat üzerinde hissedilen ağrılar, genellikle göbek fıtığı, uterus, mesane, bağırsaklar ve karın iç zarı (periton) ile ilgili olabilir. Sağ alt kadran ağırları (sağ kasık ağrıları) genellikle üreme organlarından, apandiksten, sağ idrar yollarından ve fıtık ardan kaynaklanabilir. Burada önemli olan apandikse ait olan akut apandisit ağrılarıdır. Çünkü genellikle üreme organlarının bu bölgede görülebilen ağrıları, akut apandisitle karışabilir. Burada başka belirtiler ve diğer muayene yöntemlerinin yardımıyla kesin tanıya varılabilir.
Sol alt kadran ağrıları (sol kasık ağrıları) da, üreme organlarından sol idrar yollarından ve fıtıklardan kaynaklanabilir.
b) Bel ağrıları: Kadın hastalıkları nedeniyle hekime başvuran hastaların pek çoğunda bel ağrısı bulunmaktadır. Ancak değerlendirilmesi güçtür. Bel ağrılarının oluşmasında sorumlu olan nedenler 2 büyük grupta toplanabilir.
1. Kadın hastalıklarının dışındaki nedenler. Özellikle fazla sayıda doğum yapmış kadınlarda karın kasları gevşer ve sarkar. Bu durum vücudun dengesini bozar, dengenin sağlanması için bel ve sırt kasları kasılmak zorunda kaldığından bel ağrıları ortaya çıkar. Ayrıca omurlara ilişkin romatizmal hastalıklar, tüberküloz da bel ağrıları nedenleri arasındadır. Bel ağrılarına neden olan etkenlerden bir diğeri de böbrek hastalıklarıdır. 2. Kadın hastalıklarıyla ilgili bel ağrıları. Doğumlardan sonra oluşabilen zedelenmeler, yumurtalık ve fallop borusunun iltihabi hastalıkları, uterus çevresindeki dokuların iltihapları, rektosel, sistosel, prolapsus, uterusun arkaya dönük olması bel ağrılarına yol açabilir. Rektosel, sistosel ve prolapsusda görülen ağrılar sarkma ağrıları biçimindedir. Çünkü bu hastalıklarda pelvis kaslarının zayıf oluşu nedeniyle üreme organları desteğini kaybederek aşağı doğru yer değiştirirler, adeta sarkarlar. Bu da bel ağrılarına yol açabilir.
c) Dış üreme organlarına ilişkin ağrılar: Pek sık
görülmezler. Teşhisleriyse kolaydır. Ancak ağrıya neden olan asıl etken bulunmalıdır, çünkü bu ağrıların nedeni daha yukarda yer alan iç üreme organlarına da ait olabilir. Ayrıca, dış üreme organlarındaki iltihaplar, yaralar, ekzamalar, idrar kaçırmaya neden olan fistüllerden kaçan idrarın buraları tahriş etmeleri de ağrıya yol açar. Bunlardan başka, idrar yollarına ilişkin iltihaplar, polipler, apseler, zedelenmeler, taşlar da ağrı nedenleri arasındadır.
d) Sağ omuz ve göbek üstü bölgesindeki ağrılar:
Bu bölgelerdeki ağrılar, genellikle üreme organları dışındaki nedenlere bağlı olarak ortaya çıkar. Ancak dış gebelikte, fallop borusunun yırtılması sonucu karın boşluğuna dökülen kanın, karaciğer bölgesinde diyafragma kasını tahriş etmesi refleks yolla omuz ağrılarına ve karın üst bölgelerinde ağrılara yol açabilir.
2. KANAMA: Kadın hastalıkları dalında kanama dendiği zaman vaginadan gelen kanamalar anlaşılır. Böyle vaginal yoldan gelen kanamalar pek çok hastalığın bir belirtisi olabilir. Kadın hastalıklarının en önemli yakınmalarından olan kanamalar ya gebelikle ilgilidir ya da gebelikle ilgili değildir. Yani gebelik boyunca görülebilen kanamalar, gebelik dışında görülen kanamalardan farklı gruplarda yorumlanır. Gebelikle ilgili olan kanamalara örnek olarak düşükleri gösterebiliriz ki bu daha önceki bölümde açıklanmıştır. Gebeliğin dışında görülen, gebelikle ilgili olmayan kanamalar da başlıca dört ayrı grupta toplanır.
a) Adet siklusu bozukluklarına ilişkin kanamalar: Bu tür kanamalardan Kadın Anatomisi ve Fizyolojisi bölümünde söz ettik, burada yinelemeyeceğiz.
b) Sistemik nedenlerle olan kanamalar; Tüm vücudu ilgilendiren bazı hastalıklar, yani sistemik hastalıklar da kanamalara neden olabilir. Bu hastalıklara örnek olarak, metabolizma hastalıklarını (şeker hastalığı gibi), kan hastalıklarını, kalp yetmezliğini, karaciğer hastalıklarını, tüberkülozu gösterebiliriz.
c) Üreme organlarından kaynaklanan kanamalar:
Kadın iç üreme organlarına ilişkin hastalıkların çoğunun belirtileri arasında kanama da vardır. Şimdi dıştan içe doğru sırayla bu organlarda kanamaya neden olan hastalıklara göz atalım. Rahim ağzı (serviks uteri): Rahim ağzı yaraları (erozyon), polipleri, miyomları, kanserleri ve iltihapları kanamalara yol açmaktadır. Rahim cismi (korpus uteri): Miyomlar, endometrium dokusunun iltihapları, polipleri ve kanserleri kanama nedenleri arasındadır. Ayrıca bazı kadınlarda rahim içi araçlar da kanamalara neden olabilir.
Fallop boruları: İltihapları, kanserleri ve dış gebelikler kanamaya yol açabilir. Yumurtalık (Ovaryum): Yumurtalıkların bazı kistleri, tümörleri ve kanserleri kanamaya neden olabilir. Ayrıca ovaryum endometriosisinde de kanamalar olabilir.
d) Disfonksiyonel kanamalar: Üreme organlarına ilişkin bir hastalık ya da gebelikle ilgili olmayan kanamalar disfonksiyonel kanamalar adını alır. Bu kanamaların nedeni normal hormonal düzenin aksamasıdır. Böyle kanamaların yaklaşık üçte birini "kistik endometrial hiperplazi" oluşturur. Bu durumda ovülasyon olmadığından, yumurtalıklardan sürekli olarak "östrojen" hormonu salgılanır. Giderek, sürekli östrojen hormonu etkisiyle endometrium normalden fazla gelişir ve sonunda kanamalara yol açar.
3. AKINTI: Kadın hastalıklarında en sık rastlanan belirti vaginal akıntıdır. Tıp dilinde "lökore" denir. Normalde vagina nemliliğini sağlayan, yakınmaya yol açmayan koyu kıvamlı, beyaz bir vaginal akıntı vardır. Bu akıntı rahim ağzı bezlerin mukus salgısından, vagina mukozasından dökülen hücrelerden,vagina mukozasından sızan sıvıdan ve döderlein basillerinden oluşmuştur. Döderlein basilleri, vagina epitelinde bulunan glikozu parçalayarak "laktik asit" oluşturur. Bu laktik asit sayesinde vagina ortamı asit olur. Ortamın asit oluşu, vagina ortamının asitliliğinin kaybolması durumunda ise mikropların üreyebilmesi için uygun bir ortam ortaya çıkar ve iltihaplara yol açar. Kadınlardaki vaginal akıntılar, vaginada, rahim ağzında, rahimde ve fallop borularında oluşan hastalıklardan kaynaklanabilir. Vaginal akıntılara neden olan genel etkenleri şöyle sıralayabiliriz: Temizlik koşullarına uyum göstermemek ya da tam tersi aşırı titizlik sonucu temizlik amacıyla yapılan vaginal lavajlar, sık cinsel birleşmeler, mastürbasyon, doğum kontrol amacıyla kullanılan bazı vagial ilaçlar. Bunlardan başka, vagina, tümörleri, perine yırtıkları, rahimin yer değiştirmeleri, kızıl, tifo, dizanteri tüberküloz, difteri gibi bazı hastalıklarda da vaginadaki iltihap nedeniyle farklılık gösterir. Renksiz, beyaz, peynir parçacıkları gibi tortulu, yeşilimsi, Su gibi yada koyu kıvamlı, köpüklü, kokusuz, pis kokulu gibi özellikleri nedeniyle farklı hastalıkların belirtilerini oluştururlar.
Kadının üreme organlarında, akıntıya neden olan hastalıklar aşağıdaki gibi özetlenebilir a) Vagina: Bir tür mantar olan "kandida albikans" ve bir parazit olan "trikomonas vaginalis" adlı etkenler vaginada iltihaplara neden olarak akıntıya yol açarlar. Kadınlarda vaginal akıntıya yol açan ve en fazla rastlanan bu hastalıklardan daha sonra ayrıca söz edilecektir.
b) Rahim ağzı: Rahim ağzının (serviks uteri) bazı hastalıkları da akıntı nedenleri arasındadır. Gonore (bel soğukluğu), frengi ve diğer bazı mikropların (stafilokok, streptokok) neden olduğu iltihaplar akıntıya yol açarlar. Serviks uteri kanserlerinin bir belirtisi de hafif kanlı bir akıntıdır. Rahim ağzından kaynaklanan akıntıların en sık görülen nedenlerinden biri de rahim ağzı yaralarıdır (erozyon). Bu erozyonların neden olduğu akıntılar, genç kızlarda sıklıkla görülmektedir.
c) Rahim: Rahimin gövdesinde (korpus uteri) görülen endometritler (rahim içini kaplayan rahim iç örtüsünün iltihapları), polipler, bazen miyomiar ve kanserler de akıntıya yol açan etkenler arasındadır.
d) Fallop boruları: Fallop borularının hastalıkları ender olarak akıntıya neden olabilirler.
Tüm bu etkenlerin varlığına karşın bazı kadınlarda vaginal akıntıya neden olan etken ortaya çıkarılamaz (esansiyel vaginal akıntı). Bunun yanında tümüyle psikolojik kökenli vaginal akıntılar (psikosomatik vaginal akıntılar) da vardır. Görüldüğü gibi vaginal akıntılar belirli ve önemli bir hastalığın bir belirtisi olabildiği gibi, bazı durumlarda da ortada belirli bir hastalık olmaksızın ortaya çıkabilir.
4. KARIN BÜYÜMESİ: Kadın hastalıklarının bazılarında, belirtilerden biri de karında büyüme olmasıdır. Karın büyümesi, kadın hastalıklarından başka hastalıklarda da sıklıkla görülebildiğinden bir kadın hastalığından kaynaklanıp, kaynaklanmadığını ayırdetmek her zaman kolay olmaz. Karında büyümeye yol açan olaylar ya karın derisinden kaynaklanır ya da karın içinde yer alan organların hastalıklarından. Karın derisinden kaynaklanan ve karını büyüten olaylar şunlardır; ileri derecede yağlanma, ödem (su toplanması sonucu şişme), fazla sayıda doğumlar, iri çocuk ya da ikiz, üçüz doğumlar sonucu karın kaslarının aşırı derecede gevşeyerek sonunda sarkması, karın kas ve diğer dokularından kaynaklanan tümörler, başka organlardaki kanserlerin karın duvarına yayılması (metastaz), fıtıklar ve apseler. Karın içi ile ilgili olarak karında büyüme görülmesiyle başlıca 3 olay sonucudur, bunlar; meteorizm (gaz nedeniyle olan şişkinlik), asit (karm boşluğunda sıvı birikmesi) ve tümörlerdir. Meteorizm: Bağırsak hareketlerinin azalmasıyla ilgilidir. Halk arasında "bağırsak düğümlenmesi" adı verilen ileus ya da kronik bir bağırsak stenozu (daralması) bu duruma yol açabilir. Bağırsakların genişleyerek gazla dolması ve şişkinliğe yol açması histerik ve sinirli kadınlarda sıklıkla görülür. Kadınların adet kanamasına yakın dönemlerinde karında bir şişlik hissetmeleri de hormonal etkinliğin normal bir sonucudur. Genellikle pek yakınmaya yol açmaz. Bu şişkinlik hissi adet kanamasının başlamasıyla birlikte ortadan kaybolur. Herhangi bir nedenle oluşan bir adet gecikmesi durumunda da bu şişkinlik daha da şiddetli olarak rahatsızlığa neden olabilir.
Asit: Karında sıvı (asit) toplanmasına neden olan hastalıklar arasında, genellikle kanser gibi kötü huylu tümörler vardır. Bundan başka karın zarının tüberkülozu (tüberküloz peritonit) da karında asit toplanmasına yol açabilir. Ayrıca karın iç organlarının yaralanmaları, delinmeleri de iç kanamalara neden olarak, karın boşluğu içinde kan toplanmasına yol açarlar. Bunun bir örneği dış gebeliklerdir. Dış gebelikte fallop borusunun yırtılması sonucu oluşan kanama karın boşluğu içinde toplanır. Bu konuda daha önce söz etmiştik. Tümerlör: Kadınlarda karının büyümesine yol açan tümörler, genellikle üreme organlarından kaynaklanırlar. Fakat karın içinde yer alan diğer organ tümörleri ya da kanser metastazları da karını büyütürler. Kadın hastalıkları içinde karında büyümeye yol açan ve en fazla görülen hastalıklar, miyomlar ve ovaryum tümörleridir.




yorumlar
Site Haritası
Bebekizi.com © 2008 - Tüm Hakları Saklıdır. Şifremi Unuttum - İletişim - Sitene Ekle - UNICEF - Tedavin - Gizlilik
Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz.
Exchange Links - Directory - Resources - Link Exchange - WEB Directory
RSS yazılar RSS galeriler