Kardeş Kıskançlığı Nedenleri
NEDENLER:
*Doğal bir duygu olan kıskançlık sevilen kişinin bir başkasıyla
paylaşılamamasından ve temelde güvensizlikten kaynaklanır. O ana kadar kendine
yöneltilen ilgi ve dikkatin kardeşine yöneltilmesinden doğan rahatsızlık en
temel nedendir. Kardeşin doğmasıyla birlikte ona ayrılan zamanın azalması
çocukta, bebeğe karşı gibi görünen ama aslında ana babaya karşı olan kızgınlık,
kırgınlık gibi duyguların gelişmesine neden olabilir. Çocuk kendini terk
edilmiş, güvensiz ve desteksiz hissetmeye başlar.
*Kardeşler arası kıskançlığın derecesi, yeni bir çocuğun doğumuyla anne babanın
tutumunda olan değişikliklere, büyük çocukla ebeveyn arasında yerleşmiş olan
ilişkiye ve çocuğun bebeğe olumsuz bir etkide bulunmasına göz yumma hoşgörüsüne
bağlıdır.
* Kıskançlık derecesinde rol oynayan bir başka etken de kardeşler arasındaki yaş
farkıdır. Yaş farkı az olan kardeşlerde kıskançlığın görülme sıklığı, yaş farkı
fazla olanlara oranla biraz daha yüksektir.
*Dışarıdan insanlarla akrabalarda bazı olumsuz düşüncelerin doğmasına neden
olabilirler. Kendisinden büyük bir kız kardeşi olan çocuğa saçlarının neden
ablası gibi kıvırcık olmadığını sormak, ablaya da kardeşinin boyunun onu
yakaladığını ve yakında onu geçebileceğini söylemek (sanki bunlar kötü bir
şeymiş gibi) hem gereksiz hem de olumsuz etkileri olan yaklaşımlardır.
Çocukların birbirleriyle rekabete girmelerini, kızgınlık duymalarını
sağlayabilir.
*Cinsiyete göre de bazı farklılıklar yaşanabilir; çocuk kız ve doğan kardeş
erkek ise, ana-babanın kendi cinsiyetinden hoşnut olmadığını düşünebilir.
Ailelerin cinsiyete ilişkin tercihi varsa ve bunu yansıtıyorlarsa, cinsiyete
göre kıskançlık yaşanması kaçınılmaz hale gelir.
*Bazı çocuklar mizaçlarından dolayı daha kıskançtır.
BELİRTİLER:
*Kardeş kıskançlığı, kendine acıma, üzüntü, küçük düşme korkusu, can sıkıntısı,
öfke, nefret ve intikam alma düşüncelerinin yanı sıra sevgi, koruma ve yakınlık
hissetme isteği gibi karışık duyguların bir bileşiminden oluşmaktadır. Bu
duygulardan en etkili olanları öfke, kendine acıma ve üzüntü duygularıdır.
*Çocuk o güne kadar evde kendisi ilgi ve sevgi odağıyken birden ikinci plana
itilmiş gibidir. Artık anne babasının ve diğer yakınlarının sevgi ve ilgisini
kardeşiyle paylaşmak durumundadır. Sevilmediği düşüncesiyle anneden tamamen
uzaklaşır, içe kapanır, yemek yememeye ve zayıflamaya başlayabilir.
* Kabus gördüklerini, çişlerinin geldiğini bahane ederek ilgiyi kendi üzerlerine
çekmeye çalışırlar. Altını ıslatma, parmak emme gibi davranışlarla önceki
gelişim evresine gerileme görülebilir.
* Hem gün içinde hem de geceleri aşırı sinirli olurlar. Huzursuz bir görünümleri
vardır, sakinleşmekte zorlanır ve kimi zaman çevrelerindeki insanlara öfkeli
davranabilirler. Kendine ya da eşyalara yönelik saldırgan davranışlarda
bulunabilirler.
*Evden ayrılmayı reddetmeyle birlikte (Örn: okula gitmek istememe) baş ağrısı,
mide bulantısı gibi psikosomatik belirtiler, (emin olmak için fiziki muayene
yaptırılmalıdır) huzursuzluk, isteksizlik ve diğer stres belirtileri sık sık
gözlenebilir.
*Yeni bir kardeşin doğumu çocukta ilgi ve koruyuculuk, sıkıntı ve kıskançlık
gibi çelişkili duygular yaşanmasına neden olur. Artık eskisi kadar sevilmeyeceği
korkusu daha anne hamileyken başlayabilir. Son aylarda annenin yorgun, isteksiz
ve yeni gelecek kardeşin hazırlıkları ile uğraşıyor olması çocuğun huysuzlaşıp,
anneden ayrılmak istememesine neden olabilir.
*Bazı çocuklar kıskançlık duygularını açıkça ortaya koyarak kardeşine vurma,
onun oyuncağını kırma, "ondan nefret ediyorum" deme gibi davranışlar gösterirken
bazıları da bu duygularını bastırır ve aşırı sevgi gösterir, bu davranışın
altında çoğu zaman ana-babanın sevgisini kaybetme, tepki görme korkusu yatar.
*Anne babaya sık sık onu sevip sevmediklerini sorma ve sevgilerinden bir türlü
emin olamama yaşanabilir.
ÖNERİLER:
*Kardeşi doğmadan önce ona anlayabileceği bir dilde aileye yeni bir üyenin
geleceği, evdeki ortamın her zamankinden daha heyecanlı ve karışık olabileceği,
örneğin eve sık sık misafirlerin gelip gideceği, annenin hem yorgun olacağı hem
de bebekle daha çok vakit geçirmek zorunda kalacağı, çünkü küçük bir bebeğin
gereksinimleri olduğu ama aynı şeylerin o doğduğunda da yaşandığı ve her şeyin
zamanla tekrar düzene gireceği anlatılabilir. Böylece çocuk psikolojik olarak
daha hazırlıklı olacaktır. Bunları anlatmak için son ana kadar beklenmemelidir.
* Öncelikle rahatlayın, çocuklar etraflarındaki yetişkinlerin davranışlarından
etkilenirler. Büyük çocuğunuzun kardeşine nasıl tepki göstereceği konusunda
endişeliyseniz çocuğunuzda gergin olacaktır.
*Çocuğa somutlaştıramayacağı sözler söylemeyin. "Sakın endişelenme seni de bebek
kadar seveceğiz" cümlesi iyi niyetli olsa da çocuğun anne babanın sevgisi için
kardeşle yarışmasına yol açar.
*Hamilelik döneminde babası ya da başka bir aile üyesi (anneanne, babaanne)
büyük çocuğun bakımıyla ilgili yemek yedirme, banyo yaptırma, uyutma gibi işlere
başlayabilir. Böylece anne hastanedeyken ya da bebekle meşgulken çocuk kendini
ihmal edilmiş hissetmez ve yaşantısının değiştiği fikrine kapılmaz.
*Anne baba aralarında işbölümü yaparak, anne yeni bebekle ilgilenirken babanın
diğer çocukla ilgilenmesi çocukta kendisiyle de ilgilenildiğini hissetmesini
sağlar.
*Anne babanın çocuğa kardeşin doğdu ama senin dünyanda değişen bir şey yok, sana
olan sevgimizde bir azalma yok mesajını sadece sözcüklerle değil davranışlarla
da iletmelidirler. Bu da ancak çocuğa zaman ayırmaya devam ederek onunla
konuşarak, onunla ortak faaliyetlere girerek ve ona sorumluluk vererek olur.
*Kıskanan çocukla mümkün olduğunca nitelikli zaman geçirilmeye çalışılmalı, daha
önce yapmaktan hoşlandığı alışkanlıklarını gerçekleştirmesine olanak
verilmelidir. Yeni gelen kardeşle birlikte önceden gerçekleşen oyun parkına
gitme, akşam yemeğinden sonra hikaye okuma gibi etkinlikler birden bire son
bulmamalıdır. Bu sayede çocuk statü kaybına uğramadığını farkederek özgüvenini
yitirmeyecektir.
* Yeni doğan bebeğe aşırı sevgi gösterisinde bulunmak yerine, var olan sevgiyi
ilk andan itibaren paylaştırabilmeyi hedeflemek daha doğru olacaktır. Bebeğe
sevgi gösterdikten hemen sonra panik içinde çocuğa da aynı şeyi yapmaya çalışmak
doğallığın kaybolmasına ve çocuğun kendisinin zorla sevildiği gibi yanlış bir
fikre kapılmasına neden olacaktır.
*En iyi niyetli misafirler bile sadece bebekle ilgilenip büyük çocuğu unutma
eğilimi içindedirler. Yakınların yalnızca bebekle ilgilenmemelerini, büyük
çocuğa da alışık olduğu tarzda ilgi ve sevgi göstermelerini söylemek, "Kardeşin
doğunca senin pabucun dama atıldı" gibi sözler söylememeleri konusunda uyarmak
işe yarayacaktır.
* Bebek için söylenen "Ne kadar yaramaz, sürekli ağlıyor ve beni yoruyor oysa
ben seni daha çok seviyorum" gibi bir cümle çocuk tarafından inandırıcı
bulunmayıp, tam tersine onu kandırmayı istediğiniz inancı verebilir. Bu da en
başta çocuğun size olan güvenini zedeleyecektir.
*Bebeğe sürekli "bebek" demek yerine doğrudan adını söylemeye başlamak bebeğin
bir nesne değil de canlı bir varlık olduğunu anımsatacaktır. · Bebeğe "benim"
değil "bizim" diye başlayarak hitap etmek ve "Sessiz ol, kardeşin uyuyor" gibi
sözlerle çocuğun yaşantısını bebeğe göre ayarlamak kıskançlığı tırmandıracaktır.
*Aşırı kaygı içeren tavırlarla çocuğu bebekten uzaklaştırmaya çalışmak,
yapılabilecek en büyük hatalardan biri olacaktır.
*Kıskanmasın diye çocuğa aşırı hoşgörü göstermek durumu kötüleştirecektir. Örn:
Önceden yalnız yatan çocuğun anne babasıyla yatmasına izin verilmemelidir.
Çocuğa kıskanmasın diye gösterilen aşırı ilgi, bu seferde kardeşinin onu
kıskanmasına neden olabilir.
*Bebeğe zarar vermesine izin verilmeyeceği kesin bir dille anlatılmalıdır.
*Çocuk kardeşinin canını yaktıysa, görünüşte çok kötü olan bu davranışın
gerçekte bebeğe zarar vermek için değil, bir parça düşmanlık içeren bir
incelemeden başka bir şey olmadığını bilin. Burada önemli olan aşırı tepki
göstermemek, kibarca reaksiyon gösterip sinirlenmeden (yoksa sizi sinirlendirmek
için bu davranışı tekrarlayabilir) uyarıda bulunmaktır. Çocuk mesajı alsa da
almasa da iki kardeşi yalnız bırakmamak doğru olacaktır. (Beş yaşına gelene
kadar çocuklar zarar verip vermediklerini kavrayamazlar.)
* Bebekle ile ilgili işlerde çocuktan yardım istenebilir. Örneğin bebeğe isim
seçme, biberonunun soğutulması, oyuncak ya da giysi seçimi, bebek odasının
düzenlenmesi gibi konularda büyük çocuğun katılımı sağlanabilir.
*Kardeşe yönelik olumsuz duyguları reddedip, önemsememek yerine, onları kabul
edip, tanımaya çalışın; "Anne, hep bebekle ilgileniyorsun." "Hiç de değil, daha
biraz önce sana kitap okumadım mı?" demek yerine "Bebeğe bu kadar zaman ayırmam
pek hoşuna gitmiyor." diyerek "Hayır, hiç hoşuma gitmiyor." diyerek duygularını
ifade etmesini sağlayabilirsiniz.
*Kardeşler arasındaki karşılaştırmalardan kaçının. Ancak çocuğunda bir zamanlar
küçük bir bebek olduğu, aynı bakım ve özenin kendisine de gösterildiği çocuğa
anlatılabilir. Çocuğun küçülmüş giysileri, bebeklik fotoğrafları gösterilerek, o
bebekken yaşanan anılardan ve onun sevimli hallerinden bahsedilerek kendini daha
iyi hissetmesi sağlanabilir.
*Kardeşiyle ilgili karışık duyguları olan çocukların konu edildiği öyküler
anlatmak, anne ya da babanın kendi kardeşiyle ilgili ilk hislerini paylaşması,
çocuğun duygularını anlaması ve ifade etmesinde fayda sağlayabilir.
*Kardeşini sevmek zorunda olduğu söylenmemeli, "Sen artık ablasın" diyerek,
yaşının üzerinde olgunluk bekleyip onun da hala çocuk olduğu unutulmamalıdır.
*Bebeğin gelişiyle birlikte 4-5 yaşlarındaki çocuğu ana okuluna göndermek doğru
değildir. Bu durum kardeş kıskançlığını körüklediği gibi çocukta okul
sendromunun gelişmesine ve çocuğun içine kapanık ya da saldırgan olmasına yol
açabilir.
*Sevginizin eşit olduğunu göstermeye çalışmak yerine; her çocuğa, birbirinden
ayrı olarak, sadece kendisine özel bir sevgi duyulduğunu göstermek daha doğru
olacaktır.
*Eşit zaman ayırmaya çalışmak yerine, her çocuğa kendi gereksinimine göre zaman
ayırmak gerekir. Bebeğin henüz kendi ihtiyaçlarını karşılayamayacak kadar küçük
olduğunu dolayısıyla daha çok ilgiye ihtiyacı olduğunu belirtilmelidir .
*Her şeyin eşit olmasına değil, adil olmasına çalışılmalıdır. Örneğin, üç
kardeşten ortanca çocuğun "Ahmet'lere kardeşim gidiyor, ama ben gidemiyorum, bu
adil değil" şeklinde gösterdiği tepkiye "Kız kardeşinle geçimsizliği sürdürdüğün
ve ona vurduğun için Ahmet'lere sadece ağbin gidebilir" biçiminde bir yaklaşım
uygun olabilir.
*Kardeşinin giyebileceği, ona küçük gelen giysileri ve oynayabileceği
oyuncakları beraber ayırmak işe yarayabilir, fakat vermek istemediği şeyler
konusunda onu zorlanmamalıdır. Kendine ait sevdiği bir şeyin kardeşine verilmesi
çocuğu üzebilir ve kıskançlığını arttırabilir.
*Ailenin bütün olduğu duygusu herkes tarafından hissedilmelidir. Bunun için
bütün ailenin birlikte yapabileceği, gezinti, piknik, alışveriş, film izleme
gibi etkinliklere yer verilmelidir.
*Anne-baba çocukla mümkün olduğu her fırsatta birebir iletişime geçerse,
birlikte ortak faaliyetlerde bulunurlarsa, çocuğa kardeşiyle ilgili ve evle
ilgili küçük sorumluluklar verilirse çocuk kendini hala güvende ve hala sevilen,
önem verilen bir kişi olarak hissedecektir.
*Kardeşler arasında kıskançlık hissettiğinizde onları birbirinden uzaklaştıracak
değil, yakınlaştıracak ortamlar yaratın.
* Çocukların kavgalarında hakem rolünü almayın. Ana babalar çocukların
tartışmalarına katıldıkları zaman çocukların her biri ana babasının diğerinin
tarafını tuttuğunu düşünür. Bu da rekabetin yoğunlaşmasına yol açar. Büyük
kardeş anababanın koruyucu desteğini sağlayabilen küçük kardeşten nefret eder.
Anababa ne kadar yansız olmaya çalışsa da işe yaramaz bu nedenle kardeşler
anlaşmazlıklarını kendileri çözmelidir. Fiziksel şiddetin olmadığı durumlarda
ana babanın araya girmemesi sorunun çözümünü kolaylaştırır.
*Dikkatinizi hemen, sorun çıkaran çocuğa yönetmek yerine, zarar gören çocukla
ilgilenmek, kardeşi "mağdur, ezilen" olarak nitelendirmemek gerekir.
* Kim başlattı sorusunu sormaktan kaçınılmalıdır. Çünkü olayı kimin başlattığını
öğrenmeye çalışmak çocukların birbirini suçlamasına neden olur. Her bir çocuğun
kavganın çıkmasında aynı derecede suçlu olmasından yola çıkarak sonuçlarına eşit
şekilde katlanmaları sağlanmalıdır.
* Çocukların kavga etmelerine mümkün olduğunca izin verilmemelidir. Çünkü
çocuklar kavga ettikçe deneyim kazanırlar. Kavga ettiklerinde de seçenekler
sunulabilir yada iyi geçinme kuralları koyulabilir. Böylece kavga ettikleri ve
iyi geçindikleri zaman sonucun ne olacağını bilirler. (İyi geçinirseniz ev
kuralları dahilinde istediğinizi yapabilirsiniz. Kavgayı kim başlatırsa
başlatsın önemli değil. Ya iyi geçineceksiniz yada lunaparka gitmeyeceksiniz.)
Kuralı bozanlara ders vermek amacıyla bir iş vermek hem onların yanlış
yaptıkları bir olayı düzeltmelerini hem de olumlu bir davranışta bulunmalarını
sağlayabilir.
*Kardeş çatışmasına engel olmanın tek yolu tek çocuk sahibi olmaktır. Çünkü iki
yada daha çok çocuğun aynı ortamı paylaşması kaçınılmaz olarak çatışma yaratır.
Kardeş kavgasına neden olan zaman ve ilgi konusu ortadan kaldırılamayacağına
göre çocuklara kavga etmeyin demek çok etkili değildir. Bunun yerine çocuklar
iyi geçinme konusunda yüreklendirilmelidir. Ne kadar iyi anlaşıyorsunuz gibi
cümleler çocuğu yüreklendirir ve sizin övgünüzün hakkını vermeye yönlendirir.
Ayrıca çocuğun daha çok küçükken paylaşmayı öğrenmeye başlaması kardeşi
olduğunda çok fazla bocalamasını engelleyecek, paylaşamamaktan doğan çatışmaları
azaltacaktır.
* Kardeşler arasındaki kıskançlık ve geçimsizlik ne kadar yoğun olursa olsun
birbirlerinden ayrı kaldıklarında çok özlerler. Bu durum, ilişkilerinin bazen
çok bozuk olduğunu düşünseniz de aslında birbirlerini çok sevdiklerini açıklar.



Ana Sayfa

