Çocuklarda Psikolojik Gelişim Dönemleri
Çocuk Psikolojisinde Freud'a Göre Çocuklarda Gelişim Dönemleri
Freud'a göre; kişilik ilk 5 yılda oluşur ve daha sonraki yıllarda işlenir. 6. yaşta bir durgunluk başlar, kişilik dinamikleri daha dingin hale gelir. Ergenlikle kişilik dinamikleri yeniden canlanır ve yetişkinliğe doğru tekrar durulur.
1. Oral Dönem: ( 0-2 ) yaş
Haz
kaynağı ağızdır. ( Besin almak ) Dudaklar, ağız boşluğu, yutma şeklinde
işler. Eğer besin maddesinden hoşlanılmazsa tükürülür. Diş çıkarmaya
başlayınca ısırma ve tükürme işin içine girer. Bu yapılar daha sonra
kişiliğin karakterini belirler. Ağzın dolmasından hoşlanım bilgi
edinme, eşya depolama ve bunlardan haz almaya dönüşebilir ya da kolayca
aldatılabilir, her şakaya kanabilir. Yani, " oral saplanım "
görülebilir.
Bu dönemde anneye bağlılık
çok ön plandadır. Bağımlılık duyguları bu dönemde oluşur ve yaşam boyu
da sürer. En zor giderilen duygudur. Egonun gelişmesinden sonra bile
bireyin kaygılı, korkulu, güvenini yitirdiği dönemlerde bu bağımlılık
duyguları tekrar görülür. En aşırısı ana rahmine dönme isteğidir.
2. Anal Dönem: ( 2-3 ) yaş
Besin
maddeleri sindirildikten sonra kalan artıklar bağırsağın son bölgesinde
birikir ve anüs bölgesindeki kaslar üzerine basınç yapar. Bunun
sonucunda dışkılama yapılır ve rahatlama sağlanır.
İki
yaş civarında başlayan tuvalet eğitimi bu dönemde büyük önem kazanır,
çocuğun kişiliği üzerinde kalıcı izler bırakır. Çocuğun içgüdüsel olan
bu dürtüsünün bazı kurallarla kontrol edilmesi istenir. Böylece çocuk
boşaltımdan duyacağı hazzı ertelemeyi öğrenir. Annenin tutumları
tuvalet eğitiminde ve çocuğun kişiliğinde bırakacağı etkilerde
önemlidir.
Anne Tutumları:
•
Anne kuralcı, titiz, katı ise çocuk dışkısını tutmaktan kabız olabilir.
Tüm davranışlarını etkilerse çocuk tutucu bir kişilik geliştirir.
İnatçı, cimri, sinirli olur.
• Anne baskıcı ise çocuk olur olmaz
yerlerde anneyi cezalandırmak için dışkısını boşaltır. İlerde ise
eziyet etmeyi seven, dağınık kimlik özelliği geliştirir.
• Anne teşvik edici ise çocuk dışkılama olayının önemli olduğunu anlar. İleride üretken ve yaratıcı olur.
3. Fallik Dönem: ( 3-6 ) yaş
Bu
dönemde cinsel organların işlevleriyle ilgili, cinsel ve saldırgan
duygular önem kazanır. Mastürbasyon dönemin en egemen işlevidir.
Oedipus Karmaşası:
Farklı cinsten ebeveyne karşı cinsel içerikli duyguların olmasıdır. Bu
duygular mastürbasyon yaparken çocuğun fantezileriyle ve ana-babaya
karşı birbirini izleyen sevgi, başkaldırıcı hareketlerle anlatım bulur.
3-5
yaşındaki çocuklar bu karmaşanın etkisi altındadır. 5. Yaştan sonra ya
ortadan kalkar ya da bastırılır. Ama yaşam boyu kişiliği etkilemeye
devam eder. Karşı cinsle ve otorite figürleriyle olan ilişkiler Oedipus
karmaşasının yaşanış biçiminden etkilenir. Oedipus karmaşası kız ve
erkek çocuklar tarafından farklı yaşanır:
• Önceleri her iki çocuk için de anne önemlidir. Çünkü anne, besleyen,
büyütendir. Erkek çocuğun bu duygusu daha sonra da sürerken kız çocuğun duyguları değişir.
• Erkek ( Oedipus ) : Erkek çocuğun annesine beslediği cinsel
içerikliduyguları
ve babasına karşı duyduğu öfke çocuğun ana-babasıyla çatışmasına neden
olur. Başat düşmanın ( babanın ) kendisine zarar vereceğini düşünür. Bu
bir bakıma doğrudur çünkü baba cezalandırıcıdır. Babanın kendisini
cinsel organından yoksun bırakacağından korkar. Freud bu korkuya "
kastrasyon anksiyetesi " demiştir. Bu korkku, anneye duyulan cinsel
içerikli isteğin, babaya duyulan öfkenin bastırılmasına ve baba ile
özdeşleşmeye yardımcı olur. Babayla özdeşleştiği an aynı zamanda
annasinme karşı olan duygularına da doyum sağlayacaktır. Bu bastırma
süperegodaki en son gelişimdir. Freud'a göre süperego erkek Oedipus
karmaşasının mirasçısıdır. Çünkü süperego ensest ilişkilere ve
saldırganlığa karşı koyan bir siperdir.
Kızlar ( Electra ) : Kızlar, erkeklerden farklı bir cinsel organa sahip
olduklarını
görünce, anlayınca düş kırıklığına uğrarlar. Bu durumdan annesini
sorumlu tutar. Bu nedenle de annesi bir sevgi nesnesi olmaktan çıkar,
tüm sevgisini babaya yöneltir. Çünkü baba değerli bir organa sahiptir.
Babasına ve diğer erkeklere bir kıskançlık duyar. Freud buna " penise
imrenme " diyor. Kız çocuk erkek doğurursa bu korku büyük ölçüde
giderilir.
Kadın-erkek psikolojisi ararsındaki en önemli fark budur.
4. Latent Dönem: ( 6-12 ) yaş
Bu
dönemde cinsel içgüdüler uykudadır. 5. yaştan sonra çocuk yoğun bir
dinginlik içine girer. Bu da erinlik dönemine kadar sürer.
5. Genital Dönem: ( 12-+) yaş
Bu
dönem öncesinin nesne seçimleri doğaları itibariyle narsistiktir. Birey
kendi bedenini uyararak doyum sağlar. Bireyeler sadece kendi bedeninden
aldığı doyuma bazı hoşlanımlar katabilirler. Ergenlik döneminde
özseverci duyguların bir kısmı gerçek nesne seçimlerine yönelir. Ergen
diğer insanları yalnızca özseverci araçlar diye değil, onları düşünerek
sevmeye başlar.
Cinsel çekicilik, toplumsallaşma, grup etkinlikleri, meslek planlaması ve yuva kurma isteği belirir.
Ergenliğin
sonuna doğru toplumsallaşmış ve diğer insanları düşünerek yapılan nesne
seçimleri oldukça tutarlılık göstermeye başlar. Artık birey hoşlanım
arayan özseverci çocuktan, gerçeklere yönelik toplumsallaşmış yetişkine
dönüşür.
Genital öncesi tepiler, genital
dönem tepileriyle yer değiştirmemiştir. Oral, anal, fallik dönem
tepileri genital dönem tepileriyle birleşmiş, kaynaşmıştır.
Genital dönemin en önemli ve belirgin işlevi üremeye yöneliktir. Psikolojik süreçler ise bu işlevin başarılmasına yardım eder.
Çocuk Psikolojisinde Erikson'a Göre Çocukların Gelişim Dönemleri
Erik
Erikson, Freud’un kuramını ergenlikten sonra yaşlılığa kadar
genişleterek sekiz psikososyal gelişim dönemini tanımlamıştır.
Gelişimde kritik dönemler olduğuna inanmaktadır. Erikson’a göre,
insanın yaşamında belli başlı sekiz kritik dönem vardır.Her dönemde de
atlanması gereken bir kriz,bir çatışma bulunmaktadır.İnsanların
sağlıklı bir kişilik kazanmalarında bu dönemlerin başarılı olarak
atlanması gerekmektedir. Eğer bir dönemdeki kriz tam olarak
çözümlenemezse bireyin yaşamının daha sonraki dönemlerinde de bu kriz
devam eder,çözümleninceye kadar problem yaratır.
Gelişim Evreleri
1.Evre: GÜVENE KARŞI GÜVENSİZLİK
Bu
dönem,doğumdan bir yaşına kadar sürer.Bu dönemde bebekler, çevresindeki
dünyaya güvenip güvenemeyeceklerine ilişkin temel duygular
edinirler.Yaşamın ilk yılında çocuğun ihtiyaçlarının doyurulması,büyük
ölçüde anne yada onun yerine geçen yetişkine bağlıdır.Bir başka
deyişle,anne yada onun yerine geçen yetişkinle kurulan ilişkinin
niteliği temel güven duygusunun ve toplumsallaşmanın özünü
oluşturmaktadır.Çocukta,iyimserlik ve mutlu olmanın temelleri atılır.
2.Evre: BAĞIMSIZLIĞA KARŞI UTANMA VE ŞÜPHECİLİK
Bu
dönem on ikinci aydan üç yaşına kadar sürer.Bu dönemde çocukların çoğu
yürümekte, başkalarıyla iletişim kurabilecek kadar
konuşmaktadır.Çocuklar artık tümüyle başkalarına bağılı kalmak
istemezler.Önceki dönemde temel güven duygusunu kazanmış çocuk, öz
saygısını yitirmeksizin kendi kontrolünü kazanabilmesi için,özgürlüğü
hissetmesi gerekmektedir.Kendi kendine yemek yeme,eşyalarını
toplama,giyinme ve soyunma,giysisini seçme,karşılaştığı bazı
problemleri çözme çabalarında teşvik edilmelidir.Böylece çocukta
bağımsızlık duygusunu temelleri atılır.Kendi kendini kontrol etme ve
saygının özü bu dönemde oluşur.
3.Evre: GİRİŞKENLİĞE KARŞI SUÇLULUK DUYMA
Girişkenliğe
karşı suçluluk duyma,üç yaşından altı yaşına kadar olan
dönemdir.Çocuğun motor ve dil gelişimi,onun fiziksel ve sosyal
çevresini daha fazla araştırmasına,daha atılgan olmasına olanak
verir.Gerek anne-baba gerekse okul öncesi eğitim kurumlarındaki
öğretmenler çocuğun koşmasına,atlamasına,oynamasına izin verilmelidir
ki çocukta girişkenlik duygusu gelişebilsin.Doğal merakından dolayı çok
sık azarlanan ve engellenen çocukta,suçluluk duygusu gelişmektedir.
4.Evre: BAŞARIYA KARŞILIK AŞAĞILIK DUYGUSU
Bu
dönem altı yaşından on iki yaşına kadar sürer.Erikson’a göre birey
kişilik gelişim dönemlerinden ilkinde “bana ne verildiyse ben oyum”
ikincisinde “ne yaparsam oyum” üçüncüsünde “hayal ettiğim şeyi olacak
kişiyim” dördüncüsünde “ne öğrenirsem oyum” inancına sahiptir.Bu
dönemde çocuk okula gittiği için sosyal dünyasında büyük bir genişleme
meydana gelir. Arkadaşlar ve öğretmenin çocuk üstündeki etkisi artarken
ana-babanın etkisi giderek azalmıştır.Çocuklar bu dönemde,yetişkinlerin
kullandıkları aletleri kullanmaya çalışırlar;bir şey üretmeye çaba
gösterirler.Çocukların çabaları desteklendiğinde,çalışma ve başarılı
olma davranışları gelişir.Aksi taktirde sürekli olarak yaptıklarında
eleştirilen bir desteklenmeyen,beğenilmeyen çocuklar,yaptıklarının
değersizliğine inanarak aşağılık duygusu geliştirebilirler.
5.Evre: KİMLİK KAZANMAYA KARŞI ROL KARMAŞASI
Bu
dönem 12-18 yaşları kapsar.Ergen bu dönemde kimlik arayışı
içindedir.Hızlı fiziksel ve fizyolojik değişimiyle baş etmeye
çalışırken bir yandan da gelecekteki eğitimi,kariyeri hakkında yeni
kararlar verme durumundadır.Ergenin üstünde akran gruplarının büyük bir
etkisi vardır.Erikson’a göre ergen bu dönemde başarılı bir şekilde
kimlik kazanma sorununu çözerse kendine güvenen,kendinden emin bir kişi
olarak yaşamını sürdürür.Bu dönemde “Ben kimim?” sorusu çok önemli hale
gelir.Ergen,bu soruyu cevaplarken, ana-babasından çok,akran
gruplarından etkilenir.Ergenlik dönemi değişme zamanıdır.
Ergenin
bu dönemde cevaplaması gereken birçok soru vardır.Bunlardan bazıları,
“Çocuk mu yoksa yetişkin miyim?”, “Bir gün baba yada anne olacak
mıyım?”, “Başarılı mı yoksa başarısız mı olacağım?”. Ergenin sağlıklı
bir kimlik kazanmasında çevresinde model alabileceği yetişkinlerin
bulunması önem taşımaktadır.
Erikson’a göre
bu dönemde ergen,başarılı bir şekilde kimlik kazanma sorununu
çözerse,kendine güvenen,kendinden emin bir kişi olarak yaşamını
sürdürebilir ve başarılı olur.
6.Evre: DOSTLUK KAZANMAYA KARŞI YALNIZ KALMA
Yaklaşık
olarak 18-26 yaşlarını kapsar.Ergenlik döneminde kimliğini bulan kişi
bu dönemde artık başkalarıyla yakınlıklar,dostluklar kurabilir.Karşı
cinsle arkadaşlıkta,sevgi ağırlık taşır.Gencin yaşamında evlilik ve iş
kariyeri önemli hale gelir.Ergenlik döneminde dostluklar sağlam
temeller üzerine kurulur.Gencin yaşamında evlilik konuları ve evlenme
önemli bir yer tutar.Bu dönemdeki krizi sağlıklı olarak atlatan kişi
güvenli bir şekilde sevgiyi verme ve alma gücüne sahip olur.Aksi
durumda,başkalarıyla dostluk ilişkisi kurmada güçlük çeken genç,birey
için istenmeyen ve salıksız olan psikolojik bir yalnızlığa
itilebilir.Genç yetişkinin bu dönemdeki krizi,öğretmenlerine ve
çevresindeki tüm kişilere karşılıklı sorumluluklar düşmektedir.
İnsana sevgi ve saygıyı esas alan bir toplum yapısında,bu çatışmaların başarılı bir şekilde çözümlenebileceği gözlemlenmektedir.
7.Evre: ÜRETKENLİĞE KARŞI DURAKLAMA
Bu
dönem orta yetişkinlik yıllarını kapsar.Birey için çocukları yoluyla
neslini devam ettirmek önemli olduğu gibi evi dışında da gelecek
nesillerin yetişmesine rehberlik ederek üretken olabilir.Üretken
olmadığında da bir işe yaramama duygusuna kapılıp durgunluk içine
girebilir.Bu döneme olumlu atlatabilmesi için bireyin evini,işini
paylaştığı kişilere önemli sorumluluklar düşmektedir.Yetişkin bu
dönemde üretken,verimli ve yaratıcıdır.Kişi evi dışında da topluma
yararlı işler yapabildiği,kendinden sonraki kuşaklara rehberlik
edebildiği sürece üretkendir.Aksi durumda bir işe yaramama duygusuna
kapılabilir ve durgunluk dönemine girebilir.Etrafa karşı kayıtsız
tavırlar geliştirirler.Sahte,köksüz ilişkiler kurar,kendi doyumunu ve
çıkarını öncelikle gözetirler.Ayrıca hep yerinde saydığını düşünerek
mutsuz olabilirler.
Bu dönemdeki
krizi,bireyin olumlu bir şekilde atlatmasında;evini,işini paylaştığı
kişilere yani çevresinde yoğun etkileşimde bulunduğu bireylere önemli
roller düşmektedir.
8.Evre: BENLİK BÜTÜNLÜĞÜNE KARŞI UMUTSUZLUK
İleriki
yetişkinlikteki yılları kapsar.Bu dönemde birey ya önceki yedi dönemin
olumlu birikimi sonucu benliğini tam olarak bulmuş,mutlu, güvenli,
sevilen,aranan bir kişi yada önceki dönemlerde çatışmaları sağlıklı
olarak geçirmeme sonucu umutsuzluklar içinde hırçın aksi bir insan
görünümündedir.
Sonuç olarak,insanın kişiliğinin şekillenmesinde
ve gelişiminde başlangıçta anne ya da onun yerine geçen yetişkinden
başlayarak daha sonra aile,okul,şehir ve dünyadaki diğer insanlar
önemli rol oynamaktadır.O halde mutlu insanlardan oluşan mutlu bir
toplum meydana getirmek istiyorsak,bireyin her dönemdeki temel
ihtiyaçlarını en iyi şekilde doyurmasını sağlamak çatışmalarını
çözümlemesine yardım etmek üzere çaba harcamamız gerekmektedir.



Ana Sayfa

