Ergenlikteki arkadaşlık ilişkileri
Çocuklar büyüdükçe bir grubun içinde olmak ve o grupla birlikte hareket etmek isteğini duyarlar. İlk çocukluk yılları bittikten sonra çocuğun sosyal gelişiminde arkadaş ilişkilerinin rolü önemlidir. Her yaşta arkadaşlık kurulabilir. Fakat ergenlik döneminde arkadaş ilişkilerine yasak konuldukça, ergen arkadaşlarına değil ailesine karşı tavır alır.
Arkadaşlık en önemli toplumsal ihtiyaçlardan
biridir. Toplumsal ihtiyacın tamamlanabilmesi, özellikle yaşıt
ilişkilerine bağlıdır. Yaşıt ilişkileri -küçük ya da büyük gruplar
olsun- özellikle 12 ile 18 yaş arasında kendi kişiliklerine veya
fiziksel özelliklerine uygun yaşıtlarını tercih ederler. İlk ergenlik
dediğimiz dönemde (12-15 yaş) tanıdıkları çevrelerden arkadaş seçerler.
İleri ergenlikte ise (16–19 yaş) arkadaşlık ilişkileri, ailenin
tanımadığı farklı çevrelerden de oluşabilir. Özellikle bağımsızlaşmanın
gerçekleştiği, kimliğini tanımladığı, benlik bütünlüğünü sağladığı bir
dönemde bazen sosyal rollerde bir karışıklık yaşanabilir. Sosyal
rollerin oturması ve çatışmanın çözümlenmesi ergenlik dönemindeki
fırtınanın dinmesiyle mümkün olabilir. Bu fırtınayı bazen arkadaş
ilişkileri farklı tetikleyebilir. Kötü arkadaşlık deneyimleri,
benliğinde olumsuz izler bırakır ve bu yüzden ailesiyle çatışabilir.
Ergen zarar verecek arkadaş gruplarındaysa:
* Davranışlarında ciddî bir değişim gözlenebilir. Huysuzluk ve hırçınlık nöbetleri geçirebilir.
* Kıyafet değişiklikleri fark edilir derecede artar. Bunun sebebi arkadaş grubuna uyum sağlamak ve kabul edilmektir.
* Düzensiz ve dağınık olabilir. Bu bazen kendini ifade etmenin yollarından biri haline gelir.
* Harçlığının yetmediğini söyler ve daha fazla para harcama isteği artabilir.
* Daha önce bulunduğu yerleri ve gittiği yerleri söylerken artık açıklama ihtiyacı hissetmez.
* Eve geç gelmeye başlar. Söz verdiği saatten daha farklı saatlerde evde olmaya çalışır.
*
Kendine güveni azalabilir ve başarısızlık yaşayabilir. İlk yaşanılan
başarısızlık ders grafiğinin ve not ortalamasının düşmesidir.
Arkadaşlık
ihtiyacı her zaman kötü sonuçlarla ifade edilmez. Ailelerin
çocuklarının arkadaşlarını mutlaka tanımaları ve nasıl bir çevreden
geldiğini bilmeleri gerekir. Kontrollerini uzaktan ve çocuklarıyla iyi
bir ilişki kurarak yapmaları gerekir.
Sevgi her insanın ihtiyaç hissettiği normal bir duygudur. Başkaları tarafından sevilmek, kabul edilmek ve onaylanma ihtiyacı ailenin tamamlayamayacağı bir ihtiyaçtır. Ve arkadaşlar kendi aralarında özel bir grup kurarak sırlarını paylaşma isteği duyabilirler. Bu sırların özel olduğunu ebeveynlerin tahmin etmesi gerekir. Arkadaşlığa dayanan grup en küçük ve kendi içinde kuralları olan özel bir toplumdur. Bireyler kimliklerini oluştururken tercihlerini, birbirlerine olan yakınlıklarını, arkadaş gruplarından aldıkları onayla belirlerler. Ergenliğin ilk dönemlerinde popüler bir grubun üyesi olmak benlik kavramlarını ona göre oluşturmalarını sağlar. Fakat yaş seviyesi yükseldikçe ihtiyaçlarını belirlemeye başlayıp, kendilerini daha güvende hissettikleri arkadaş gruplarını tercih ederler.
Sosyal olma ihtiyacı her bireyin yaşaması gereken bir olgudur. Fakat sosyal olamayan veya sosyal olmayı reddeden ergenler farklı çatışmalarla bunu ailesine ve yakın çevresine yansıtır. Sosyalleşmek sadece aileyle kurulan ilişkiyle değil yakın arkadaş gruplarına verilen önemle perçinleşir. Sosyal olamayan çocuklar ilk çocukluk dönemlerinden itibaren arkadaş ilişkisi kurmazlar ve yaşıtlarına yaklaşmazlar. Sosyal olamamak kendileri için bir çatışma sebebi oluşturmaz. Fakat aileleri için bir problem teşkil edebilir. Topluma karşı sosyal bir izolasyon sisteminin içinde yaşarlar. Sosyalleşmenin zor olduğu bir başka ergen grubu da çekingen kişilik özellikleri gösteren bireylerdir. Bu özellikleri gösteren çocuklar daha çok 3-4 yaşlarında ebeveynlerinin tutumlarından etkilenirler. Sosyal öğrenme modelleriyle çekinikliği içselleştirirler ve bu tarz bir yaşam biçimi seçerler. Yaşıtlarıyla ilk karşılaştıklarında, onlara uyum sağlamakta zorlanır ve ilk yakınlaşmanın karşı taraftan gelmesini beklerler. Fakat çekingenliğini attıktan sonra iki ya da üç kişiyle bir grup oluşturabilirler. Sosyal grubunu değiştirmekte ve geliştirmekte zorlanabilirler. Sosyalleşmenin zor olduğu başka bir grup ise aileler tarafından çekingen olduğu düşünülen fakat psikolojinin sosyal fobi dediği çocuk ve ergen tipleridir. Sosyal fobisi olan çocuk ve ergenler yaşıtlarıyla ilişki kurmakta zorlanırlar, başkalarının önünde konuşma korkusu yaşayabilirler, arkadaşlarının olduğu sosyal ortamlara girmekten çekinirler. Sosyal fobisi olan çocuk ve ergenlerde, kendilerine güven ve özsaygı düşüklüğü belirgindir. Olumsuz eleştirilere aşırı duyarlı ve kişiler arasındaki ilişkilerde stres faktörlerine tahammülsüzdürler. Kendilerini ifade etmekte ve haklarını savunmakta zorluk çekerler.
Sosyal fobi birçok insanın farkında olmadığı bir problemdir. Bedensel tepkiler verebilir, utangaç, fazla konuşkan olmayan, soru sorulmadıkça cevaplandırmayan, her türlü ortama karşı aşırı kaygılı davranan ve özellikle göz temasından kaçınan kişilerdir. Sosyal fobi, genelde ailelerin tutum ve davranışlarından kaynaklanabildiği gibi yapısal faktörlerden de kaynaklanabilir. Özellikle çok küçük yaşlarda utandırılan ve rezil olma düşüncesini yaşayan çocuklar bu duygu durumunu aşabilmek için kaçınma yolunu seçerler. Bu problem çocukluktan başlayarak ergenlik hatta yaşamın diğer evrelerine kadar uzayabilir.
Arkadaşlar, duygusal onayı veren ve sevgi ihtiyacını tamamlayan bir yakın çevre etkenidir. Eğer ergenlik çağındaki çocuklarınızın arkadaşlarıyla sorun yaşadığını düşünüyorsanız ya da hiç arkadaşı yoksa bu durum sosyal olamama probleminden kaynaklanır. Arkadaşlık, duygusal dengenin korunmasında ve sağlıklı dengeli bir kişilik gelişiminin oluşmasında en temel öğelerden biridir.



Ana Sayfa

